....

26/9/2009 - kayıp parça

özlüyorum... yitirdiklerimi , kaybettiklerimi , geçmiş zamanımı , mutlu yanımı , çocukken bile düştüğümde kanayan dizlerimi ,herşeyimi özlüyorum...içinde bulunduğum hayat benim hayatım mıydı ..? aynaya her baktığımda eksik olan yanlarımı görmekten yoruldum... birşeyler hep eksik tamamlanamayan o parça hep kayıp ... belirsizliklerinde içinde görünmez...  sancıların içinde çaresiz o yarım parça hep... diyor burdayım gel hadi kurtar beni kurtar da tamamlayalım kıralım bu zinciri... hep bir adım kala kaybediyorum tamamlayamadıklarımı ... kaldığım yerden düşe kalka devam ediyorum hayata , yenilginliklerimi bozguna uğratamadan...

 beni ben yapan mutlu eden elbette bir insandı... çocuktu ,büyümemişti bende çocuktum ... gözlerindeki pırıltı hep umutlu olmamı istiyordu... en çaresiz en yalnız anlarımda tek tesellim onun gözleriydi... yanımda değildi yüzlerce kilometre ötemdeydi ... ama olsun ordaydı her ne kadar uzak olsa da benim gibi beni sevmesede vardı işte ordaydı... onun bir alo demesi bile yetiyordu herşeye mücadele etmeme... ama oda gitti günün birinde tüm sevdiklerimin bırakıp gitmesi gibi... önce alışkınım dedim kimler bırakmadı ki beni ,onun bırakması mı acıtacaktı canımı... ilk günler hep böyle oyaladım kendimi sonra günler , haftalar , aylar geçti alışacağıma daha da büyümüştü boşluğu ... her bi köşede , her bir düşte , her bir şarkıda onun adının geçtiği her yerde özlüyorum onu... oysa ne yaşamıştım ki onunla ben ne aşklar görmüştüm ne çok sevmiştim diğerlerinide... mutlu olmuştum onlarlada yada ben öyle zannetmişim... hiç biri olmadı onun kadar hiç biri yakmadı bu kadar ve hiç biri böyle yüzüstü bırakıp gitmedi beni ...! kanatmadı bu kadar , geceler boyu ağlatmadı ,bekletmedi kendisini .. biliyorum bir gün yine çıkıp gelicek , pişmanım diyecek , yalvarıcak ve sabahlara süren ağlamalarımız başlayacak... çok değil bir ay sonra yine bıkıp bırakıp gidicek... yine başlayacak beklemeler , yalnızlıklar ... sanırım en çok seni sen , bizi biz yapan buydu.. olsun ben yine yarım kalanlara rağmen hep beklemeye devam edicem seni 

                                                                                                              Bahar
                                                                                                                      26.09.2009
                                                                                                                             16:30

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/9/2009 - susmaaa ...!



Susma konuş bir şeyler söyle yüzüme bakma öyle....
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/9/2009 - ....


 başka bi yaşamda başka bi mutlu son .. biz bunu haketmştik. . . hikayemiz orda bir yerde hep benmLe durcakkkk..dayanabilmemin tek yolu bu çünkü!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/9/2009 - çocuk ruhlumm nerdesinnn ...?

O kadar uzun zaman oldu ki yıldızlarımla , gecelerimle barışık yaşamayalı … seni bana getiren bi sonbahardı şimdi de beni hüzünlere sokan yine sonbahar… hatırlıyorum da nasıl da mutluydum seninle saatlerce ve hatta sabahları bulan konuşmamızda kahkalara boğan sesini  beni güldürmek için elinden geleni yapışını , sonra öfkeli olduğumda beni yatıştıran sesini nasıl özlüyorum… beni çok iyi biliyordun  kim beni öfkelendirdiyse diyordun ben hallederim.. öyleydin can senin bir sesin ve şefkatin beni benden almaya yetiyordu … benim öfkemi beni sakinleştiren insan nasıl olduda beni bu kadar öfkelendirip bırakıp gitmişti .. çocuktun daha ve hayata dair görmüş hiçbir şeyin yoktu benide en çok bu halin çekiyordu …seni her görüşümde çocukların umursamazlığını, masumluğunu , hayata duydukları sevinçlerini görüyordum sende ama hep uzaktan, diyordum bir gün olucak ve bir gün kavuşucam, sarılıcam sımsıkı ve hiç bırakmıcam… ve işte o hayallerimde rüyalarımda gördüğüm an karşımda durmuştu hemde büyülenmiş bir halde karşımdaydı .. o günü hayal ederken benim yaptığım hatalarım yüzünden o en mutlu gün karabasan gibi çökmüştü üzerimize ama olsun benimdin ya yanımdaydın yaa bu yetmişti bütün olumsuzlara rağmen …  karşımdaydın sana sımsıkı sarılmıştım ellerin ellerimdeydi kokunu ise çekmiştim bi ihtirasla içime … her şeye rağmen bitmeyecekti bitirmeyecektin …ama sen yine her zaman yine beni yapayalnız bıraktın.. önce buna inanmadım çocuktun ve sen oyun oynamayı severdin yine bu oyunlarından biri sandım.. çıkıcaksın yine ortaya ve gülüceksin bırakır mıyım diyen o dalgacı şen sesinle.. günler geçti haftalar geçti ama sen çıkmadın… ben hala bunun bir oyun olucağını düşünerek geçerdim günlerimi… artık biliyorum bu bi oyun değildi ve sende büyümüştün.. sana ve sevgimize verdiklerimiz yetmedi can yetemedi … hep daha fazlasını istedin.. oysa şimdi seni çok severken bunu kendimi bile itiraf edemeyecek kadar  güçsüzleştim.. oysa sen nasıl da hayrandın benim gücüme her şeye rağmen ayakta oluşuma ama şimdi sadece boş bir ruhsuzdan ibaretim sende sonra… ama hala hayallerim var bir gün gelicek sen çıkıcaksın karşıma bu bir oyun diyeceksin ve o bana sözünü verdiğin tek kişilik gösterini bana yapıcaksın ve perde kapanacak ama bu sefer mutlu bi sonla …
                                                                                                        bahar
                                                                                                                12.09.2009 
                                                                                                                            12:30
                                                                                             

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/9/2009 - yıldızım ...

 l

Saçları iki yana örgülü, küçük, çirkin bir kızken, annemin evinin arkadaki odasında ağaçların arasından yıldızları gören bi divanda yatağım vardı o zaman .. her gece, herkes uyurken perdeyi aralar ve badem dallarının arasından seçmeye çalışırdım ; en parlak , her zaman orda duran ve hiç gitmeyen yıldızı seçerdim kendime ... o benim yıldızımdı .. küçk bir yıldızdı , benim gibi , sanki bana benziyordu , hiç bir şey bilmezdi ben anlatmasam , konuşamazdı , cevap veremezdi .. dünyanın bütün kötülük ve yalanlarını görür ,işitir, yinede karanlığın içinde aynı parlaklığıyla her gece , kendini yenileyerek , daha bi parlak gelirdi geceme , bana ....  

Sessiz bir çocuktum, çok fazla konuşmayan ve her şeye ağlayan… Ama nazlı değil, kendi acısı ve yağıyla kavrulan, kimseyi rahatsız etmeden kendi kendine bir köşede sesini bile duymayacağınız şekilde mızlayan… Hani şu meşhur resimdeki ağlayan o erkek çocuğunun mahzuniyeti ve hüznü, sanki onu taşıyordum… Öyle ki artık bu, niye ağlıyor diye sormazlardı bile… Çok fazla konuşmaz ve dinlerdim, dinlemek konuşmaktan kolay gelir çoğu zaman hala… Belki de konuşmaktan ağırdır, kendine zarar verir ama, kendi sessizliğimin içinde başkasını konuşturmak hoşuma gitmiştir her zaman… Her gece, kendimle beraber günü ve hayatımı paylaştığım yıldızıma anlatırdım, beni duyardı, sanki cevab verir gibi göz kırpardı, ya da bana öyle geliyormuştur, ne bileyim, küçük bir kızdım daha, hayali samanyolundan büyük, kendine parlayan bir yıldızı dost seçmiş…

Bütün güzel ve üstün değerlerin adına neden yıldız, denilmiştir biliyor musunuz?… Çünkü yıldızlar, yenilmeyen ve direnen lerin temsilcisidir, en üst seviyeden bakıp gülümseyebilenlerin, herşeye ve herkese karşı dimdik durarak kendini bilenlerindir… Yıldızımı örnek almıştım kendime, yıldız dediğin göğe yakışır, geceye,karanlığa, samanyolunun uzantısında gösterir kendini… O parlak yıldızda saçları iki yana örgülü, küçük duygusal kızı görürdüm, onunla günü ve değişmez yaşamımda değiştirebileceklerimi konuşur, olmazları tartışır, olanlardan paha biçtirirdim kendime…

Ve konuşmayı öğrendim, zamana ve doğaya, insana ve yalana, umuda ve isyana haykırmayı, susmayıp direnmeyi, direndikçe bileğilenip daha bir dik durmayı esen rüzgara, bir türlü kesilmeyi bilmeyen tufana karşı seslenmeyi, isyanı, haykırmayı; es kara bağrıma, es!…

Büyüdü küçük kız, büyüdükçe ummana karıştı her zerresi, her zerresinde batmış bir gemimin kırık parçalarıyla savruldu dalgalarda, yıldızını unuttu, veya görmedikçe, büyüdükçe denizin mavisini gökyüzünün karanlığına yeğledi,aldattı kendini mevsimlere verdi, güneşe kandı, geceye saklanamadı, yenildi, kendine aldandı… Halbuki mavi o nun rengi değildi ki…. Anladığında çok geç kalınmış bir zamanın içinde olduğunu gördü,samanyolunda da yıldızını göremiyordu artık, her gece bitmek bilmez bir Umutla seçmeye, ayırt etmeye çalışsa da, görünmüyordu, kaybolmuştu…

Şimdi çok uzakta kaldı yıldızlarım, seçtiğim ve beğendiğim bütün ışıkları da alıp götürdüler kendileriyle beraber, uzaklığı ve derinliği seçip dışarıdan izlemeyi tercih ettiler belki de… En kolayı dışarıda kalmak,en iyisi karanlığa karışmak, en çoğu birlikte olup hafiflemek, dediler sanki; benimle duydular, benimle var oldular, benimle yüklendiler kaderi, ama yıldızlar çekemedi ağırlığımı…

Yıldızımı özledim… Uzun yıllar geçti üstünden onu ihmal ettiğim, bir kere olsun mutlu veya umutsuz günlerimde kendimi onda arayıp konuşmadığım, epeydir unutmasam da varlığını yoksaydığım için bana dargın olduğunu düşünüp yüzçevirdiğim, benim olan, bana benzeyen, ışıltılı samanyolunun kalabalığında kendini kaybetmemiş, direnen ve yenilmeyen, savaşçı ve bütün iyimser yüzüyle herşeye ve herkese gülümseyebilen yıldızımı özledim…

Şimdi saçları iki yana örgülü o küçük kız değilm artık… Bir yıldızın dünyayı ve evreni bir tek ışığıyla değiştiremeyeceğini, hiç bir sorunu bir göz kırpışıyla o kadar uzaktan sihirli bir işaretle yok edemeyeceğini, bunları görüp bildiği halde yeniden aynı parlaklıyla gülümsemeyeceğini, dünyama ışık veremeyeceğini biliyorum…

Yine de her gece her şeye rağmen, gözlerim samanyolunda o nu arıyor, bütün yıldızların arasında bana yeniden gülümseyebilecek, herşeyi ve herkesi, olmazları ve olmuşları yok edebilek bir yıldızım var diyorum, orada, çok uzakta, biliyorum… Bu kez ben onu görüyorum, hissediyorum, gizlense de, umutsuzca samanyolunun kalabalığında izini kaybettirse de bana, onu bulacağım…

Herşeye rağmen onu umuyorum, bitmez ve tükenmez bir bağ bizimki, dünya döndükçe sürecek bağlılığımız… Bambaşka bir ruyada, bambaşka bir gerçeklik içinde çok sey var; konuşacağımız, birbirimizden yeni bir ben, yeni bir ışık yaratacağımız, eskimiş bir dünyadan güneşli sabahlara birlikte uyanacağımız… İstiyorum ki karşısındaki saçları iki yana örgüsüz ama büyümüş, ama hala küçük kalmış yüreğini elinde tutan bu kıza yol göstersin, umudu ve yaşamayı, yaşatmayı öğretsin… Parlaklığıyla, umut veren umarsızlığıyla, bütün sevgisi ve yalınlığıyla, yalansızlığıyla ve o kadar çok yıldızın arasında tek başına var oluşuyla, direnişiyle, duruşuyla bana bir şeyler anlatsın, örnek olsun, bu kez ben susayım, o konuşsun, bana beni anlatsın, yolsuzluğuma yol olsun, ışıksızlığıma parlasın, aydınlık olsun istiyorum….

Dostum, yine sırdaşım, susuşum, susayışım, kanayışım, gevezeliğim, benim olsun, benden olsun,

Benim yıldızım olsun…..

Yıldızım yanımda olsun!!!…


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2009 - .:. yalnızlık saati .:.

Yalnızlık saatini bilirmisin sen içinde sen olan
Bu gecede Sensizliğimi her gece olduğu gibi uykusuzluğa tercih ediyorum
Bu bir yalnızlık saati
Yalnızlık saatini bilirmisin sen içinde sen olan
Aslında hiç yalnız kalınmamış bir saattir bu
Akrebin yelkovanı en istekli kovaladığı
Saniyenin en anlamlı ilerlediği bir saat bu

Sensizliğin yalnızlığımı bozduğu saat
İnsan geceleri yalnızlıklarıyla, düşünceleri ile baş başa kalır ya
İşte ben, ne yalnızlığım nede düşüncelerimle baş başa kalabiliyorum
Sensizliğinin varlığı yetiyor her geceme
Düşüncelerim hiç değil ama, sensizliğimle baş başayım her an
Hep sen oldun hiç ışık saçmasanda ayımın parıltısında,
Bazen sigaramda
Kalp atşımın tınısında
Bazen zorlanarak aldığım nefeside
Ama hep oldun varlığımda…
Sadece uzaklığını hissettiriyordun en soğuk yüzünle
Ama o uzaklığın içinde bile senin oluşun mutluluk veriyor bana
Birlikteliğimiz her gece olduğu gibi bu gecede devam edecek biliyorum
Ama itiraf ediyorum ki dünden beri çok özlemişim seni
Hiç yalnız kalamamış yalnızlığımın sebep ve anlamındaki sen
O kadar özlemle bekliyorum ki gece olmayı seninle
Bu gece, yarın gece, bir sonraki gece hatta bir sonraki
Çünki hiç yitiremediğim
Yere düşen bir ekmek parçası gibi öpüp bir kaldırım kenarına bırakamadığım
umutlarım var ellerimde içinde sen olan ve hiç bırakamadığım ve yalnızlık saatime eşlik eden bir parça ;

Beni koyup gitme ne olursun
Durduğun yerde dur
Kendini martılarla bir tutma
Senin kanatların yok
Düşersin yorulursun
Beni koyup gitme ne olursun
Bir deniz kıyısında otur.
Gemiler sensiz gitsin bırak
Herkes gibi yaşasana sen
İşine gücüne baksana
Evlenirsin çocuğun olur
Beni koyup gitme ne olursun
Sonun kötüye varacak
Beni koyup gitme ne olursun
Elimi tutuyorlar ayağımı
Yetişemiyorum ardından
Hevesim olsa param olmuyor
Param olsa hevesim
Yaptıklarını affettim
Beni koyup gitme ne olursun
Seninle gelmeyeceğim yine de
Beni koyup gitme ne olursun


          
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/9/2009 - .:. sakın beni bırakma .:.

Aldım yine elime bir kalem bir de kağıt... Bakıyorumda bembeyaz sayfalarda titrek ellerim... Acaba bu sefer hangi güzel yanını anlatacak. Bakıyorumda gözlerimden iki damla yaş düştü beyaz sayfama... Bunlar özlem gözyaşları...
Evet seni yazacağım. Yüreğimdeki eşsiz, uçsuz, bucaksız sevgili yine sana yazacağım.. Her mektupda yazdıgım gibi yine sevgimden yine beni mutlu eden gülüşünden bahsedeceğim.. Evet sevgili o gülüşün hala aklımda... Kızamazdım sana, küsemezdim hiç, o dudak buzuşum sonra birden ışık saçarak gülen gözlerin... Dayanamazdım hiç sana...
Yanında olmak mı
O herşeyin en güzeliydi. Saatlerce omuzunda yatmak, dudaklarına binlerce buseler kondurmak.. Hiç birşey söylemeden uzun uzun gözgöze bakmak.. Korkusuzca işte bu benım kahramanım demek sonra sıkıca sarılmak can katıyordu canıma
Düşünmedik..
Hiç beklemedik zamanda geldi ayrılık.. Çeldı kapıyı sinsi sinsi içeri girdi.. Misafir ettik uzun süre. Savaştık.. Düşünemedik bir türlü ayrılığı.. Kalbımızdeki sonusuz aşk bitmez sandık... Sonunda yenildik
Kabüllenemedik...
Sonu görünen dağa ulaşmak kolaydı biliyorduk.. gözlerimizi yumduk üzerine gittik itmeye çalıştık uçurumdan aşağı düşerse bidaha gelmez dedik.. Ama o çok yakınımızdaydı itseydık,uçurumdan düşseydi yanında bizi de götüürdü.. Usulca ayrıldık ordan.. Konusamadık kabüllenemedik zor oldugunu.. çözemedik bir türlü neden bu ayrılık
Ya da
Aldırmayalım olanalra. Sağır olalım busefer duymayalım söylenenleri.. Kör olalım görmeyelim kimseyi... Bırakmayalım yüreğimizdeki ellerimizi ben hazırım hadi Bırakma ellerimi
Hayal...
Tek tutunacağım dal oldu hayalin.. Aşkın gözyaşları kaldı geriye bize hediye... Resimleirn kaldı duvarlarımda asılı..Bir de kalbın kaldı bende almaya gel gelirden bana ait olan yüreğide peşinde getir.. Belki burda Kalmak istersin.. Saçlarım ıslak hala Yüreim buz tutmuş.. Bak avuçlarım kanıyor Sakın Beni Bırakma



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/8/2009 - .:. uykusuzluğum üzerine sen .:.

Uykusuzum yine.. Her zamanki gibi.. Rüyalar da uyutmaya yetmiyor beni.. Yine kulaklığım kulağımda, en sevdiğim şarkıları çalıyorum sırasıyla... Her şarkıda bir çizik daha atılıyor kanamayan tek bir zerresi kalmamış kalbime... Paramparça olmuş anılarımı bir araya toplayamıyor hiç bir şarkı.. Hepsinde izlerin var elbet, dinlediğim her şarkı yüzünü düşüyor aklıma.. Kurtulamıyorum yine, çıkış yolunu bulamıyorum.. İflah olmam ben bu saaten sonra.. Acıya alışmak bu olsa gerek, canım yanıyor ama umursamıyorum.. İçimde yanan ateş sönmüyor, aksine artıyor her geçen saniye ama ben bu ateşi seviyorum yüreğimi yakıp kül etse bile.. Acıdan zevk almak bu olsa gerek; canımı yakacağını bile bile seni hatırlatan her şarkıyı ardarda dinliyorum, suretinin bulunduğu her fotoğrafa saatlerce bakıyorum.. Evet kesinlikle iflah olmam ben.. Sen bile iyileştiremezsin artık içimdeki hastalıklı ruhu.. Sen gelirsen acılarım biter.. Oysa ki alıştım ben acı çekemye, acı çekerken gülüyor'muş' gibi yapmaya.. Seninle dolu her saniyemde yüzümdeki o garip tebesümmü, gözlerimden akmak için çırpınan iki damla yaşı saymazsak mutsuzum ben.. Gözyaşlarım orada durukça, yüzün aklıma düştüğünde dudaklarımın çizdiği garip tebessüm oldukça mutluyum ben.. Söylediğin her sözü, yazdığın her satırı aklımdan geçirip duruyorum.. Anlamsız değillerdi!.. Halen değiller.. Hiç olmazsa bana göre öyle.. O kadar ufak şeyler hatırlatıyor ki seni bana; kimilerinin dikkatini bile çekmeyecek ufacık şeylerle düşüyorsun aklıma.. Canım yanıyor, inkar etmiyorum bunu; ama ben bu acıyı seviyorum seni sevdiğim kadar.. Zaman 'dursun' isterdim ya hep; keşke dursaymış zaman o anda, öylece kalsaymışız.. Böyle de güzel yine de.. Sen ve ben değiliz, bir daha da olmayacak belki ama her zaman seninim ben.. Hep böyledi bu; ezelden beri değişmedi, şimdi bu yalancı ayrılıkmı değiştirecek.. Sen olmasanda sen varsın; düşlerde, şarkılarda, fotoğraflarda.. Bir kaç fotoğraf, bir kaç şarkı yetmez içimdeki özlemi hafifletmeye ama özlemeye de alıştım ben.. Nasıl ayrılığa, sensizliğe alıştıysam buna da alıştım.. Hiç kimse içimdeki seni koparıp atmayı başaramadı, başaramayacakda.. Dünyanın son günü aklımda bir tek sen olacaksın; yarınlarda olmaman, beni bu fani dünyada yalnız koyman kimin umurundan.. Sen sonsuzlukta benimle olacaksın.. İşte o zaman bitecek acılarım.. Ölmeyi hiç bu kadar istememiştim ama istiyorum şimdi.. Sonsuzluğa ulaşmalıyım sana kavuşmak için, bu fani dünya beni zaten her gün öldürüyor.. Yeniden doğmak için ölmeliyim, biliyorum ki sonsuzluğa açılan kapıda sen karşılayacaksın beni.. O halde sabırla bekleyeceğim o günü.. Işığın tekrar yüzümü aydınlatacağı o eşsiz günü....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/8/2009 - vazgeçtimmm işteee ....

Bir intihar karanlığı nefesimde; yazılmış ama okunmamış mektuplar. Sessiz ve vazgeçilmişliğe söylenmiş notasız şarkılar denizinde bir balık ruhum. Vazgeçtim kendimden; intiharımın ilk günüydü, karanlıktı, soğuktu, sususuzdu. Babasız bir çocukluğun umursamaz kimsesizliğinin çığlıkları rurhumda; sessiz sessiz yükseliyor yeni günün koynundan. Takvim yapraklarında yırtılan yaşanmamışlıklarım, sıkışan akreple yelkovan.. Nasıl bir yalnızlık bu şimdi buram buram kıyamet kokan. Yağmursuz topraklar misali çatlak bir ruh şimdi içimde; içinde sıkışan yarım bir çocukluk ve kokusuz zamanların intikamı mektubumda. Bu aynadaki gözler benim miydi? Ne kadar çocuktu ve ne kadar olgun kırmızı. Yalan bir iklimin uçuk pembesi dudağımda; çatlaklardan sızan mutsuzluk benim miydi? Ne kadar da bırakmışım kendimi hayatın çaresizliğine nefessizce. Bir tatlı su balığımıydım acaba açık denize açılıp intiharının imzasını kendi atan. Geç kalmış mutluluğa atılan korkak adımların içinde kaybolan çıplak ayaklı bir çocuk var aynamda. Vazgeçtim kendimden nedensiz bir sebep iklimi yüzünden. Ölümün zamansızlığı kadar zamansız şimdi bu vazgeçilmişlik. İklimsiz bir yağmur ki yağmurun iklmi olur muydu? Düşündüğüm bir yüz düşümden uzak, düşümün kabusu. Benim yüzümse aynada yabancı ve yalancı. Kendi çaresizliğinin girdabında boğulan bir hiçlik vbir yokoluş. Sessizliğin hakim olduğu, yersiz yurtsuz bir ranza şimdi çaresizliğim, kendimi nasılbu kadar yok edebildim bensizliğin son deminde bilmiyorum. Vazgeçtim kendimden işte, ötesi yok. Ne baharım var şimdi, ne kaybolmuş benliğim ne de sensizliğim. kimsenin bilmediği ve duymadığı bir şarkının nakaratıyım. Buloş sarı ışıklar benim yanan ruhumun kurtarma fişeği olsun görülmeyen gözlere. Boynumda bir ilmik yanlışlarımdan kalan, intiharımın son cümlesi gibi kimsesiz. Sızmayı öğrendikçe uyumayıda öğrendim, bir keder şimdi kadehimde yudum yudum içtiğim. Sustum bütün konuştuklarımı, paramparça bir hayatın içinde boktan bir varolma çabası. ne içindi bütün bu sancılar? Sarhoşluğumun cevabı kimin yüzüydü? Hangi aşk beni beni aşka inandırabilirdi. Kız kulesine karşı vazgeçtim kendimden.Vazgeçtim kndimden ölüler şehrinde . Yalan bütün gülüşlerim gözyaşlarım kadar. Kadınlığın en çaresiz varoluşuyum gözlerinde sen bana bakmazken. Gerçek bir hayat şimdi bu yüzüme tokat gibi çarpan, pembe kimliğin zorluğu kadar zor artık bu vazgeçilmiş hayat. yazılmuş ama okunmamış bütün mektuplarımı yaktım çaresizliğimin sönmeyen ateşinde. Sana ve kendime okunmayacak yüzlerce mektup yazıyorum yine. Vazgeçtim kendimden sana dokunduğumdan beri imlası yok cümlelerimin, dilbilgisi olmayan bir dilin tükenişiyim artık ben. yaktım gemilerimi, kendimi, yokluğumu ve sensiz bütün sabahlarımı. VAZGEÇTİM KENDİMDEN...
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/8/2009 - sanadır son vedam sevgilii ...



Sensizliğe yürüdüm adım adım sessizce
Mazim yine sen kokuyor karış karış
Gözlerim hala o camda anlamsızca
Geride kalan senden bana
Küçük bir veda busesi
Sağ yanağımda masumca
O son gün sıkıca sarılmıştın bana
Ellerimden tutmuştun dışarıda dondurucu soğuk
Boğazım düğüm düğüm olmuştu
Son sözüm tıkandı boğazıma
Sen giderken bile seni seviyorum diyemedim
Anılarla saklı o sokakta
Hayalinle dans ederim
Seneler evveldi seninle çocukça sevgimiz
Sabah gün doğumu aynaya geçer
Sağ yanağıma gözü yaşlı bakarım
Senden bana kalan
Küçük bir “veda busesi”

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Benim kırık kalbim olsun burası.. ben yazıyım.. ben anlatıyımm.. benim olsun sürekli yazmak istiyorum bu ara sürekli birilerine bişeyler anlatmak konusmak umarsızca.. neden bu denli yanlızım bilmiyorum neden bu denli sevgisizim.. yataktan cıkmak istemiyorum bu ara öylece uyumak uzanmak gözlerimi tavana dikmek ve sadece düşünmek istiyorum sonra aglamak doya doya hıçkıra hıçkıra.. .

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım